Ahmet Selçuk İlkan: 'İbrahim Tatlıses'e Türk Sanat Müziği Okutabilirdim'

Ahmet Selçuk İlkan: 'İbrahim Tatlıses'e Türk Sanat Müziği Okutabilirdim'

"Volume 2" albümümde yakıştırdığım sesler vardı ve şarkılar ne kadar birbiriyle özdeşleşirse sonuç da o kadar başarılı olur diye düşündüm. Bu şarkılar ezbere bilinen şarkılardı ama yeni neslin bu şarkıları tanımış olması ve bu şarkılara adapte olması bakımından onların sevdiği seslerle yola çıktım. Bundan da çok mutluyum. Albümlerimiz de tuttu bu yüzden kendimi şanslı hissediyorum. Bu albümde bir başkalık katmak istedim. Ben biraz ezber bozmayı seviyorum. Mümkün olsa daha neler yapacağım.  Mesela İbrahim Tatlıses'e Türk sanat müziği okutabilirdim veya bir pop müziği şarkısı. Hiç beklemediğiniz sürpriz düetler yapabilirdim. Aykırı gelecek, ama sonunda tat verecek sürprizlere bayılıyorum, o yüzden de projelerden yanayım. Sevgili Polat Yağcı'nın bu albümde çok emeği var, büyük bir olanak sağladı. Günümüzde artık tek şarkılık yolculuklar başladı. Bu albümün maddi zahmetleri de var. Sanatçıların seçiminde zorlanmadım çünkü sanatçı dostlarım koşarak geldiler beni hiç yalnız bırakmadılar. İlk defa bir albüm daha yayınlanmadan 10 ayrı klip yayınlandı.

Ahmet Selçuk İlkan: 'İbrahim Tatlıses'e Türk Sanat Müziği Okutabilirdim'

"Yaygınlık ile Saygınlık Arasında Seçim Yaptım"

Kökü yerde olmayan ağaç yıkılmaya mahkumdur. İki şeyden birini seçmem gerekiyordu; yaygın ya da saygın olmak. Geçici ya da kalıcı olmalıydım. Ben zor olmasına karşın kalıcı olmayı hedefledim. Şu an günümüzün en önemli sorunlarından biri bu. Bir hevesle şöhret olmak isteyen de var, her nefeste sanat yapmak isteyen de var. Arada uçurumlar var. Bazen yüksek tepelerde hem yılana hem de kuşa rastlarız, biri sürünerek biri uçarak gelmiştir. Yüksek tepelerde olmanın size yüklediği sorumluluklar var ve ben de bunların bilincinde olup hareket ediyorum.

 "Müzik Sektörü Yıllar Önce Çok İyiydi"

Müzik endüstrisinde yıllar içerisinde telif yasasının arzu ettiğimiz şekilde olmaması en çok canımı yakan şey. Dünyanın en varlıklı insanısınız diyelim, düşününki evde yorgun otururken müzik yok, radyo ve televizyonda müzik yok, sinemada yok, doğum günü kutluyorsunuz müzik yok, evlilik yıl dönümü kutluyorsunuz müzik yok. Bizde yürekler taş olsa bile ayrılınca ağlarmış, insan çok sevdiğini kaybedince anlarmış. Bu yalnız sevgili için geçerli değil, müzik için de geçerli. Kaybetmeden anlayamıyoruz hiçbir şeyi. Müzik sektörü yıllar önce iyiydi çünkü nefesini veren değerli sanatçılarımız vardı, hevesini veren değil! Spor dünyasına imreniyorum, çünkü 90 dakikalık maç 90 gün eleştiriliyor. Bizde şarkıların yüreğini çalıyorsun, albümün korsanını yapıyorsun bir kırmızı veya sarı kart gösteren yok. Daha önceden müzik eleştirmenlerimiz vardı. Şimdi bir Naim Dilmener var, bir de Michael Kuyucu. Yazdıkları yerler de sınırlı. Sanat sayfaları yok, şarkı sözü nasıl yazılır bilen yok. Şu an bizde şarkıların ömrü 3 ay. Bunu düşünen de, düşündüren de yok. Herkes yaygınlığın ötesinde ekonomik açıdan huzura kavuşmak için kendinden fedakarlık yapıyor. Gündem yaratmaya çalışıyor. Oysa ne acıdır, bizlerden biri oscar alsa, bir aşkın ayrılığı kadar yer kaplamaz.

Ahmet Selçuk İlkan: 'İbrahim Tatlıses'e Türk Sanat Müziği Okutabilirdim'

"Ya Seninle Ya Sensiz" İlk Yayınlanan Şarkım

 "Ya Seninle Ya Sensiz" beni çok heyecanlandırır. Almanya'dan gelmişim, şarkılar şiirler yazma heyecanı içindeyim. Selami Şahin'le tanışmışım şarkı sözlerimi vermişim, ilk şarkım hangisi olacak diye heyecan içindeyim. İlk çıkan şarkım "Ya Seninle Ya Sensiz"di. Işıl Yücesoy okumuştu ve yılın şarkısı olmuştu. Televizyon ekranlarında arkadaşlarıma "Bak bu şarkı benim" diyordum. Televizyonda ismim anons edildiğinde yaşadığım heyecanlar başkaydı.

"İstanbul Şöhret Mezarlığı Oldu"

Şimdilerde müzik yarışmaları var, ama yarışmacılar değil jüri kazanıyor. Eskiden basın gerçekten çok cömertti. Her gazetenin bir sanat sayfası vardı. Sanat dergilerinin şiir köşeleri vardı ve orada ustaların şiirleri yayınlanırdı. 15 yıldır müzik yarışmaları yapılıyor ama 15 yılda 15 isim çıkaramadık. Yarışmacıları bir anda jet gibi göklere çıkarıp sonra açılmayan paraşütlerle yere bırakıyorlar. İstanbul şöhret mezarlığı oldu.

Ahmet Selçuk İlkan: 'İbrahim Tatlıses'e Türk Sanat Müziği Okutabilirdim'

"Islak Medil" Neşe Karacaböcek'e Gidecekken Ümit Besen'e Kısmet Oldu.

Selami Şahin ve Hüseyin Emre ile beraber yorgunluğumuzu atmak için Tarabya'ya giderdik. Ümit Besen'in sessiz sedasız sahne aldığı bir mekanda müzik dinlerdik. Ümit Besen de yanımıza gelirdi "Bende mi bir albüm yapsam?" derdi, biz de "Neden olmasın?" diye geçiştirirdik. Aylar sonra bir gün Hüseyin Emre'nin müzik şirketine gittim. Neşe Karaböcek'le randevum vardı ve ona şarkılar verecektim. Bir baktım Ümit Besen de orada. Biraz sohbet ettikten sonra gitmem gerektiğini söyledim. Nereye gideceğimi sordu. "Neşe Hanım'a gideceğim" dedim. "Neden" dedi. "Şarkılar var onları vereceğim" dedim. "Hangi şarkılar var?" diye sordu. "Tahta Masa" ve "Islak Mendil" vardı. "Ne olur bu şarkıları bana ver, biz hemşeriyiz" dedi. O gün o şarkıları ona verdim ama içime hüzün çöktü Neşe'ye veremeyeceğim diye. Ümit Besen'in albümü bir yayınlandı ortalık yıkıldı. İnsanın yıldızının parladığı anlar vardır tutamazsın onları.

 

28.10.2019
FACEBOOK
İNSTAGRAM